Sağlık

SAĞLIKLI KALABİLMEK İÇİN BUNLARA DİKKAT

SAĞLIKLI KALABİLMEK İÇİN BUNLARA DİKKAT

Sağlıklı kalabilmek için bunlara dikkat :  Beslenme kuralları herkes için aynıdır. Günlük gıda alımının % 50 karbonhidratlardan oluşmalıdır. Geriye kalan % 30 protein olmalı, % 20 kadar da yağ içermelidir. Sağlıklı bir beslenme bu şekilde olmalıdır. Bu gıda listesi içerisinde,taze sebze ve meyve olmalıdır.Çünkü vitamin ve antioksidanlar bu gıda maddeleri ile sağlanacaktır. En büyük karbonhidrat kaynağı,ekmek,un,ve şekerlerdir. En büyük protein kaynağımız,hayvansal ürünler ,et,süt yumurtadır.Bitkisel protein kaynakları ise,baklagiller; nohut,kurufasulye,bakla ve bezelye gibi yiyeceklerdir. Doğada sadece karbonhidrat veya sadece protein gıda bulmak zordur onun için besinlerde karbonhidrat ve protein yanyana bulunur.Örneğin,bazı sebzelerde hem karbonhidrat hem proein bulunabilir,kurufasulyede olduğugibi. Yağ kaynakları bildiğimiz gibi katı yağlar ve sıvı yağlardır.   YAĞLARIN BİR GRAMI 9 KALORİ VERİR   Çok kalori almak istemiyorsak az yağlı yemeliyiz. 1 gram karbonhidrat 4 kalori verir. 1 gram protein de 4 kalori verir. Ancak,hayvansal proeinli gıda  etlerde hem yağ hem protein yanyana bulunur.Bu bakımdam yağlı bir etin kalorisi yüksektir.   KAÇ KALORİ ALMALIYIZ?   Masa başında çalışan bir kişi için 1600-1800 kalori gerekir.Ağır işte çalışan bir işçi 3000-3500 kaloriye ihtiyaç duyar. Bu günlük ihtiyaç 3 öğüne bölünerek,bir öğünde  alınması gereken kalori miktarı ortaya çıkar. Eğer fazla kilolu bir insan kilo vermek istiyorsa,günlük kalori miktarını aşmamalıdır.Ve yine egzersiz yaparak da kalori...

Yazar: mustafa - 12 Haziran 2017
Devamını Oku
0
Çok ve hızlı yemek hazımsızlığa yol açıyor

Çok ve hızlı yemek hazımsızlığa yol açıyor

Çok ve hızlı yemek hazımsızlığa yol açıyor hem sahur hem de iftarda yemeklerinizi yavaş yiyin   Ramazan’da öğün araları oldukça uzamaktadır. Bu durum mide rahatsızlıkları olanlarda hastalıkları tetiklemektedir. Özellikle mide ve onikiparmak bağırsağı ülseri olanlar, kan sulandırıcı ve romatizmal ilaç kullanan hastalar, mide rahatsızlıkları ve mide kanaması riski açısından dikkatli olmalıdırlar. Bu kişilerin Ramazan ayını herhangi bir mide rahatsızlığı yaşamadan sağlıkla geçirmeleri için bir uzmana danışmalarında fayda vardır.   Çok ve hızlı yemek hazımsızlığa yol açıyor   Oruç tutarken mide rahatsızlığı geçirme riski en yüksek olan kişiler; gastrit, ülser ve reflü hastalığı olanlardır. İftarda ve sahurda fazla yemek yenmesi, sahurda yemekten hemen sonra yatılması, reflü ataklarını tetikleyebilmektedir. Ayrıca uzun süren açlık sonrasında zamanla sindirim sisteminin hareketleri de azalmaktadır. Bu nedenle iftarda hızlı ve fazla yemek yemek karında şişkinliğe, hazımsızlığa yol açabilmektedir. Midelerinde gastrit veya ülser sorunu olanların oruç tutmaya başlamadan önce tedavilerini tamamlamaları tavsiye edilmektedir. Mide yakınmaları hafif boyutta olan kişilerin, diyet ve ilaç gibi önlemlerle oruç tutmasında bir sakınca görülmemektedir. Kronik hastalığı, geçirilmiş ülseri veya mide kanaması olanların ise Ramazan öncesinde bir uzmana başvurarak gereken önlemler almaları, gerekiyorsa bu süreci ilaç tedavisi ile desteklemeleri gerekmektedir. Henüz tedavisi süren ülser hastaları, yeni geçirilmiş mide kanaması, mide kanseri, ciddi reflü hastalığı...

Yazar: mustafa - 5 Haziran 2017
Devamını Oku
0
Çocuklarınız için düzenli göz muayenesi yaptırın

Çocuklarınız için düzenli göz muayenesi yaptırın

Çocuklarınız için düzenli göz muayenesi yaptırın çünkü çocuklar gözlerindeki şikayetleri tam olarak anlayamadıkları için bunu vücut dilleri ya da davranışları ile ifade ederler Çocuklar hastalıklarıyla ilgili sıkıntılarını bazen aileleriyle paylaşmayabilir. Özellikle içine kapanık, çekingen çocuklarda bunu gözlemleyebiliyoruz. Bazen ise çocuğun doktor korkusundan hastalıklarıyla ilgili olarak sıkıntılarını dile getiremeyebilir. Bu anlamda ailelere büyük görevler düşmektedir. Çünkü çocuklar sıkıntılarıyla ilgili olarak ya vücut dillerini ya da davranışlarıyla bunu ele verir.  İşte bunlardan biride göz şikayetlerinde yaşanan problemlerdir Çocuğunuz, televizyona ve sınıfta tahtaya çok yaklaşma, okurken satır kaçırma ve parmakla takip etme,  gözlerini sık sık ovuşturma gibi belirtiler veriyorsa bu göz bozukluğu olduğu anlamına gelebilir.  GÖZ PROBLEMİ OKUL BAŞARISINI ETKİLİYOR Genelde yapılan araştırmalar sonucunda okul öncesi çağdaki çocukların %5 inde, okul çağındaki çocukların ise  %25 inde görme problemi var. Okula giden her 4 çocuktan birinde değişik derecelerde görme problemi mevcuttur. Şaşılık ve göz kapağında düşüklük gibi dışarıdan bakıldığında fark edilen göz problemleri dışındaki sorunlar ancak göz hekimi tarafından yapılacak detaylı bir göz muayenesi ile anlaşılabilecektir. Çocuklarda erken yaşta saptanan görme problemlerinin tedavisi hem daha kolay hem de daha başarılı olmaktadır. En önemli görme sorunlarından biri olan göz tembelliği ancak erken yaşlarda tanı konduğunda önlenebilir ve tedavi edilebilir bir sağlık problemidir. Sağlıklı ve iyi...

Yazar: mustafa - 5 Haziran 2017
Devamını Oku
0
Yaz Geldi Bu Hastalıklara Dikkat

Yaz Geldi Bu Hastalıklara Dikkat

Yaz Geldi Bu Hastalıklara Dikkat. Haziran ayının başlamasıyla yaz girdik. Artık, şikayet konusu sıcaklar olacaktır. İnsanoğlunun memnun olması zor. İnsan sağlığı mevsimler ile yakın alakalıdır Bazı mevsimlerde bazı sağlık sorunları daha ön plandadır. Mesela baharlarda astım hastalıkları, ishaller öne çıkar. Kış ve ilkbaharın; çocuklarda kızamık, kızamıkçık, boğmaca,  kabakulak gibi hastalıkları daha çok gözlendiğine hepimiz tanık olmuşuzdur. Özellikle, havaların ısındığı,bu günlerde ,sinek sivrinek gibi haşeratın artmasıyla, sineğin ve sivrineğin gıda maddelerine konmasıyla taşınan mikropların sebep olduğu ishallere rastlayacağız. içme ve kullanma sularına,yer üstü suların karışması ile ortaya çıkan ishaller,ilkbaharda olduğu gibi yazın da salgınlar yapabilir. Yaz aylarında,artan sıcaklık dolayısıyla açıkta kalan yiyeceklerde,kolayca üreyebilen mikroplar ile de bozulan gıdalar  da bir başka ishal nedenidirler.Sinek,sivrisinek,gıdalara mikrop taşıyarak,gıdaların kirlenmesine ve hastalık nedeni olmasına neden olabilir.Onun için yaz aylarında gıdalar dışarıda bırakılmamalıdır. Yazın,sıcakların etkisiyle,sıcak çarpması,güneş çarpması gibi hepimizin tanık olduğu sağlık sorunları çoktur.Güneş çarpması,ateş,şiddetli başağrısı ile acil servislere başvuracak kadar insan sağlığını etkileyen ciddi bir durumdur. Ultraviyole ışınları,cillte yanıklara ve hatta cilt kanserlerine yol açabilir. GÜNÜMÜZDE OZON TABAKASININ DELİNMESİ NEDENİYLE CİLT KANSERLERİNDE BİR ARTIŞ SÖZ KONUSUDUR Ultraviyole ışınlarına daha çok maruz kaldığımız şu yaz günlerinde,özellikle güneş ışınlarının daha zararlı olduğu saat 10.00- 16.00 arası güneşte kalmak yerine gölgede olmayı tercih etmeliyiz.Malign Melanom adı verilen tehlikleli...

Yazar: mustafa - 5 Haziran 2017
Devamını Oku
0
Oruçluyken Ağız Kokusunu Önleyen 10 Öneri

Oruçluyken Ağız Kokusunu Önleyen 10 Öneri

Oruçluyken Ağız Kokusunu Önleyen 10 Öneri Ramazan ayında uzun süre aç kalınması ve gün içinde sıvı tüketilememesi kötü ağız kokusunun oluşumuna zemin hazırlıyor. Sosyal yaşamı da olumsuz etkileyen kötü ağız kokusu için birkaç püf noktasına dikkat etmek yeterli olabiliyor.   4 kişiden 1’i ağız kokusu sorunu yaşıyor Halitozis yani halk arasında bilinen adıyla kötü ağız kokusu, toplumda her 4 kişiden birinde yaşanmaktadır. Sosyal hayatta ciddi sorunlara yol açan ağız kokusu, diş çürüğü ve diş eti problemlerinden sonra en sık diş doktoruna gitme nedenleri arasında yer almaktadır. Kötü ağız kokusunun en büyük nedeni, dişlerdeki ve ağız boşluğundaki bakterilerin artıkları olan sülfürlü birleşiklerden kaynaklanmaktadır. Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluk ağız kokusunu artırabilirken sindirim sistemi, sinüzit, bademcik, farenjit veya ciğerlerdeki rahatsızlıkların belirtisi olarak da kötü ağız kokusu ortaya çıkabilmektedir. Sahurdan sonra ağız bakımını ihmal etmeyin Oruç tutulurken beslenme düzeninin tamamen değişmesi, uzun süre aç ve susuz kalınmasına neden olmaktadır. Aç kalınan sürenin uzunluğuna bağlı olarak ağızda kolayca çoğalma ortamı bulan bakteriler, diş çürüklerini artırabilirken kötü kokuya da neden olabilmektedir. Özellikle sahurdan sonra gerekli diş temizliğinin yapılması bakteri oluşumunu azaltmaktadır. Yemeklerden hemen sonra dış fırçalamak yerine en az 1 saat sonra dişlerin fırçalanması ağız kokusuna neden olan bakteri oluşumunu azaltırken dişlerin daha...

Yazar: mustafa - 30 Mayıs 2017
Devamını Oku
0
Prof. Dr. Canan Karatay’dan Ramazan pidesine izin

Prof. Dr. Canan Karatay’dan Ramazan pidesine izin

Prof. Dr. Canan Karatay Ramazan pidesine izin vererek "Avuç içi kadar pide yiyin" dedi.  Prof. Dr. Karatay, "Ramazan pidesini 'yemeyin' desem de yiyeceğinizi biliyorum ama her zaman söylüyorum, avuç içi kadar pideyi ikiye böleceksiniz. Yarısını köy tereyağı ile yağlayacaksınız veya soğuk sıkım zeytinyağına batırarak yiyebilirsiniz. Ekmek şekerdir. Yapılan bilimsel araştırmalar gösterdi ki, ekmek kan şekerini ve kan insülinini çok aşırı yükseltiyor. Ayrıca karaciğerin yağlanmasının, şeker hastalığının sebebi. Ekmek de şeker gibidir. Hangi türü olursa olsun, ekmek yediğiniz zaman, vücut onu şeker olarak algılıyor. Şeker toksit olduğu için, dokulara zararlı olduğu için karaciğerde yağlanmaya neden oluyor. Buğdayın içinde nestin denilen bir madde, maalesef beyine geçerek beyindeki morfin reseptörlerine bağlanarak bağımlılık yapıyor. Ayrıca buğdayın içinde amilopektina diye bir karbonhidrat var. Bu da beyindeki morfin reseptörlerine bağlanarak sizi bağımlı hale getiriyor. Bir de hem amilopektina hem de nestin, pankreasımızda insülin salgılanmasını tetikliyor. Onun için sürekli acıkıyorsunuz. Yedikçe yiyorsunuz, bağımlı hale geliyorsunuz. Bunları söylediğim için fırıncılar bana çok kızıyor ama fırıncılar bana kızmasın. Çünkü, fırına gelen hazır unlarda Tarım Bakanlığı'nın izniyle yüzde 10 katkı maddesi var. Yani unlar fırına zaten katkı maddeli geliyor. O katkı maddelerinin içinde bromür var. Bromür, ağır metaldir. Bromürün kanser yaptığı belirlenmiştir" dedi.      Ramazan Pidesi Tarifi / Pide Tarifi...

Yazar: mustafa - 27 Mayıs 2017
Devamını Oku
0
Ramazan’da ideal bir iftar sofrası nasıl olmalı ?

Ramazan’da ideal bir iftar sofrası nasıl olmalı ?

Ramazan’da ideal bir iftar sofrası nasıl olmalı ? Sorusunun cevabı şudur:   Çorba, 4 kaşık bulgur pilavı, sebze yemeği, çay, 2-3 dilim ekmek kadar Ramazan pidesi, az yağlı et veya köfte.  İdeal bir iftar sofrasının çorba, 4 kaşık bulgur pilavı, sebze yemeği, çay, 2-3 dilim ekmek kadar Ramazan pidesi, az yağlı et veya köfte bir porsiyon şeklinde olabileceğini  Ramazan ayında daha sağlıklı yemenin ve içmenin, eldeki imkanlar ve bütçe dahilinde, kilo almadan beslenmenin mümkün olduğunu söyleyebiliriz. Bu sebeple, ne yapabiliriz konusunda titiz ve düşünerek davranmalı, yediklerimizi seçmeli ve aşırıdan kaçınmalıyız. İsraf etmemek de ilke olarak en çok üzerinde durulması gereken konu olmalıdır.  KRONİK HASTALIĞI OLANLAR DİKKAT  Herkesin sofrasında olan her şeyi yiyebileceğini ancak şeker hastalığı, yüksek tansiyonu veya başka bir kronik hastalığı olanların daha dikkatli olması gerektiğini de göz önünde bulundurmak gerekli. Kişinin yaşı ve yaptığı iş harcadığı kalori yemek seçiminde etkili olmalıdır. Yenilen gıdanın kaç kalorili olduğu, eğer kalorili ve yağlı bir gıda ise ölçülü yenilmesinin gerektiği unutulmamalıdır.  KİLOLULAR DAHA DİKKATLİ OLMALI Özellikle, obez yani fazla kilolu olanların, yağlı ve şekerli gıdalardan uzak durmaları, hamurlu tatlıları reçel bal, pekmez gibi gıdaları tercih etmemeleri gerektiğini tekrar tekrar vurgulamaya gerek yok.  YEMEKTE ARA VERMEK EN DOĞRUSU Ramazan’da iftarda çorba ile başlanılması,...

Yazar: mustafa - 25 Mayıs 2017
Devamını Oku
0
Migreniniz Varsa Hurma İle Şifa Bulun

Migreniniz Varsa Hurma İle Şifa Bulun

Migreniniz Varsa Hurma İle Şifa Bulun ve Ramazan ayında migren atakları yaşamadan oruç tutabilirsiniz   Ramazan Ayında Migren Atakları Yaşamayın Ramazan ayı kronik hastalıkları olan kişiler için zor bir dönem. Özellikle uzun süreli açlık ve susuzlukla tetiklenen migrenle savaşanların  işi daha zor.   Kadınlarda erkeklere göre daha fazla görülen, kişinin günlük yaşam aktivitesini, iş verimliliğini ve konsantrasyonunu önemli derecede etkileyebilen migren oldukça yaygın bir hastalık. Stres, menstrüasyon, açlık, az veya fazla uyumak, alkol (özellikle şarap), koku (parfüm ya da keskin kokulu oda kokuları veya kimyasallar) sigara dumanı, parlak ışık, hava değişimleri (nem, basınç, rüzgar) ve bazı besinler migreni tetikleyebilir      Oruç tutarken migren ağrısı yaşamak istemiyorsanız… •    İftar ve sahurda beyaz peynirden mümkün olduğunca uzak durun. Özellikle sert peynirlerde olan tiramin maddesi migreninizi tetikleyebilir.  •    Magnezyum, koenzim Q10, riboflavin içeren ve migren ağrılarını azaltan hurma, mercimek, nohut, kuru fasulye, tam tahıllar, ıspanak, nane, pazı, roka, pancar gibi yeşil yapraklı sebzelere sofranızda yer açın. Turşu ve salamura gıdalar gibi fermente yiyecekler migreninizi tetikleyebilir; bu nedenle ölçülü tüketin. Özellikle hem tiramin hem de histamin içeren lahana turşusunu mümkün olduğunca yememeye çalışın. Turşudan vazgeçmem diyenlerdenseniz hazır turşular yerine tiramin ve histamin oranı daha düşük olan ev yapımı turşuları tercih edin.   •    Salam,...

Yazar: mustafa - 25 Mayıs 2017
Devamını Oku
0
Yüz Germe Ameliyatlarında Son Moda Uygulamalar

Yüz Germe Ameliyatlarında Son Moda Uygulamalar

Yüz Germe Ameliyatları tüm canlılar için kaçınılmaz olan yaşlanmanın güzelliğinizi bozmasına izin vermiyor Yaşlanma tüm canlılar için kaçınılmaz bir süreç ancak buna rağmen birçoğumuzun korkulu rüyasıdır. Özellikle yüzdeki yaşlanma en çok korkulanıdır.  Yüzün yaşlanması kişisel farklılıklar göstermekle birlikte genel olarak ciltte ve yumuşak dokularda sarkma ile yüzün belli bölgelerindeki yağ dokularında hacim kaybı seklinde seyreder.  Bu durumda hemen akıllara yüz germe ameliyatları gelmekte. Günümüzün sosyo-ekonomik rahatlığının yanı sıra Türkiye’nin bir çok tıbbi alanda ilerleme kaydetmesi bu ameliyatları sıradanlaştırmaya başladı. Nihayetinde yurt dışına çıkmadan her türlü estetik operasyonun yapılabildiği ülkemizde maliyetlerde makul ve kabul edilebilir düzeyde. Burada asıl soru ise şu; Yeniden genç görünerek daha mutlu ve öz güvenli olacağını düşünen hastalarda, doğallığını kaybetmeden dramatik bir gençleştirme sağlayacak şekilde bir yüz germe ameliyatı yapmak mümkün müdür?   YÜZ GERME AMELİYATI NEDİR? Yüz germe ameliyatı, yüzün 1/3 alt kısmı ve boyun bölgesinde yaslanmaya bağlı oluşmuş deri ve yumuşak dokularda belirgin sarkıklıklarından şikâyetçi olan hastalar için yapılabilecek en etkili ve kalıcı yöntemdir. Bu ameliyat özetle kulak etrafından yapılan bir kesi ile girilerek yüzün alt kısımlarındaki sarkan dokuların serbestleştirilip olmaları gerektikleri yerlere çekilerek tespit edilmesi, ayni zamanda esnemiş ve sarkmış fazla derinin çıkarılması işlemidir. İple germe metodundan farklı olarak daha uzun vadede kalıcılık sağlar. Yüz...

Yazar: mustafa - 25 Mayıs 2017
Devamını Oku
0
Ekşi meyvelerde şeker var mı?

Ekşi meyvelerde şeker var mı?

Ekşi meyvelerde şeker yoktur gibi şeker hastalarının doğru bildiği yanlışlar  Bazen bir şeyi yaparız da onun doğru mu yanlış mı olduğunu hiç sorgulamayız.İşte şeker hastalığında da bu tür  yanılgılarımız var ve bunlarda hayatımızı olumsuz etkilemektedir. SADECE  ŞEKER YEMESEM YETER ! Şeker hastalarının sadece şeker yemeseler yeteceği inancı yanlıştır.Zira her çeşit yiyeceğin kalorisi olduğu ve ihtiyacın üzerinde kalori alındığında kan şekerinin yükseleceği bilinmelidir.Bedeni ile çalışan 170 cm. boyunda bir işçinin 3000-3500 kalori ihtiyacı vardır.Yine masa başında çalışan bir kadının 1800 kalori ihtiyacı vardır.Bunun üzerinde alınan her kalori,hem kilo almaya sebep  olur hem de kan şekerini yükseltir.Bir de  kan şekerini hemen yükselten,glisemik indexi yüksek gıdalar vardır,reçel,bal,rafine şekerler bunlardır ve yine  yağlı yiyecekler kalorisi yüksek gıdalar olup bunlardan da kaçınılmalıdır. EKŞİ MEYVELERİN ŞEKERİ YOKTUR Bu düşünce yanlıştır. Ekşi meyve de aynı tatlı meyve gibi ölçülü yenilmelidir.Her meyvenin şekeri vardır .Taneli meyveler bir avuç içi olacak şeklilde mesela kiraz 10-12 tane, kayısı bir avuç dolduracak kadar yenilmelidir.Günde herkesin alması gereken kalori miktarına göre 3-5 adet meyve aralıklı olarak yenilebilir.Meyveleri ard arda yemek kan şekerinin ani yükselmesine neden olur. Ekşi pekmez dokunmaz mantığı yanlıştır , pekmez glisemik indexi yüksek bir yiyecektir ve tercih edilmemelidir. İNSÜLİN SON ÇAREDİR Bu düşünce çok yanlıştır.İnsülin şeker hastalığı için en...

Yazar: mustafa - 14 Mayıs 2017
Devamını Oku
0